Maltepe Sanat Merkezi'nde Halis Karakurt'un bir dönemini temsil eden çalışmalarını bir araya getiren resim sergisi 15 Mart'tan itibaren görülebilir.
Bu resimlerinde Bünyan halıları ve Yahyalı kilimlerinin kornişlerinden yola çıkarak, minyatür resminin izlenimleriyle, Mısır sanatının yalın, yüzeysel kurgularının peşinden giderek günümüzü yorumlayan Halis Karakurt figür ve mekân ilişkisini ele alıyor. Kır ve kent yaşamı gözlemlerinin iç içe geçtiği bu dönem resimleri zor bir tekniğe yaslanır ve güçlü bir anlatım görülür. Yumuşak çizgi tekniği içinde empresyonist bir biçimde aydınlanan resimlerinde farklı yüzeyleri keşfetmek mümkündür.
Halis Karakurt'un sergisi 6 Nisan 2007 tarihine kadar sürecek.
MALTEPE SANAT MERKEZİ
Tel :0 216 518 97 20
www.maltepesanatmerkezi.com
Karşı çıkma adına karşı çıkan politikayla hareket etmeyen, iktidar seçeneği de sunan Sorun Yayın Kolektifi, salt paranın iktidarıyla uğraşmıyor... Kendilerini "sol" diye niteleyen yanılsamacılarla da uğraşmak zorunda kalıyor:
"Sayıları her geçen gün artan ve tüm kentin her yanında yapılan halk mitinglerinin birinde hazır bulunmak için ırmağı geçerek modern sirke gittim. İnce bir tele asılı beş küçük ampulün aydınlattığı çıplak ve soğuk bir amfiteatrdaki tavana dek uzanan pis sıralar üzerinde, askerler, gemiciler, işçiler, kadınlar, yaşamları tehlikedeymiş gibi hepsi dikkat kesilmişlerdi. 548. Tümen'den bir asker şöyle konuşuyordu:
Üniversite Konseyleri Derneği bir panel duyurusu göndermiş:
PANEL
"Okuyan İnsan Memleketine Karşı Sorumludur!"
Oturum Başkanı:
Nuri BURHAN (Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi)
Panelistler:
Tuncay ÇELEN (68'liler Derneği Kurucusu)
Özgür GENÇ (Üniversite Konseyleri Derneği Sekreteri)
Murat PABUÇ (Emekli Yüzbaşı)
YER: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fak. (Fen Amfisi)
Tarih: 15 Mart 2007 Perşembe
Saat: 15:00
"Ermitage ve öteki galerilerin koleksiyonları Moskova'ya gönderilmelerine karşın, her hafta resim sergileri açılıyordu. 'Entelijansiya' kadınları, sanat, edebiyat, modern felsefe üzerine yapılan konferanslarda kalabalıktan itişip kakışıyordu. Mevsim, özellikle tasavvuf şarlatanlarıyla renklenmiş, Rusya'da ilk kez kabul edilen 'kurtuluş ordusu' dinleyicileri eğlendirdiği kadar şaşırtan kutsal toplantılarını ve mitinglerini duyuran bildirgelerini duvarlara asıyordu."
Günümüzde ve Türkiye'de de farklı sınıfların davranış biçimlerini anıştıran paragraf, özellikle tiyatro dünyasında oluşan çürümeyi düşünmemize neden oluyor!..
Tüm insan edimlerinin "değişim değeri" üzerinden örgütlendiği kapitalizmde, yazınsal sanatlar da "kullanım değeri" üzerinden kendini ifade edemiyor...
Herşeyin pazara sunulmak zorunda olduğu, her an büyük bir rekabet bilinciyle hareket eden piyasa yazıncıları, istenç dışı da olsa, yapıtlarının tanıtımının hemen altına, pazar payı artırımını sağlayabilecek "adresler" koymak zorunda kalıyorlar!...
"Süt, ekmek, şeker ya da tütün satın alabilmek için, buz gibi yağmurun altında saatlerce kuyruk beklemek gerekiyordu. Gece toplantılarından dönerken, kimilerinin kollarında çocukları olduğu halde, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bu kuyruklara gün ağarmadan önceleri çok rastladım.
Devlet yönetmenin en kestirme yolu; işinize gelmeyen herşeyi yasaklamaktır!.. Kısa erimde kesin çözüm getiren "yasakçılık", uzun erimde kesin çözümsüzlük getirir... Bunun bilincinde olmayan kişi, kuruluş ve kurumlar; her zaman olduğu gibi, yasaklayarak işin içinden çıktıklarını sanıyorlar!..
Tiyatro ve sinema alanında yaptığımız deneysel çalışmalarımızı sunma gereci olarak kullandığımız www.youtube.com yasaklandığından, bir özgürlüğümüz daha elimizden alınmış oldu...
Mahkeme kararıyla yasaklanan ve çözüm üretildiği sanısı uyandıran bu durum, tarihe kara harflerle geçecek...
"Sanal Darbe" adıyla anılmayı sürdürecek olan bu darbe, tüm dünya tarafından hayretle izleniyor...