|
Salı, 23 Ocak 2007 |
Kitaplarında hiçbir şey söylemeden, beyaz kağıtları, siyah mürekkeple doldurmasını başaran Orhan Pamuk, şimdi de içinde bulunduğu durum hakkında hiçbir söylememeyi yeğliyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Salı, 23 Ocak 2007 |
Moskova’ya gittiğimde, yüreğimi genişleten yerlerden biri olarak Puşkin Meydanı’nı görürüm… Bu meydana her gün giderim. Gitmediğim günler rahatsız olur, uyku uyuyamam…
Puşkin Meydanı’nda bulunan ve buraya adını veren heykel, inan olsun, dünyanın tüm heykellerinden daha çok heyecanlandırır beni. Doğal ki, birçok heykel için de aynı sözleri söylersem, bağışlayın beni!..
|
|
Devamı...
|
|
|
Salı, 23 Ocak 2007 |
Punduna getirip, Nazım Hikmet’in şiirlerini, halktan uzak vitrinlere tutsak eden Yapı Kredi Yayınları, genel yayın yönetmeni Raşit Çavaş’ın sözcülüğünde, bu ozandan yararlanmak isteyen okurların okumalarını engellemek için elinden geleni yapıyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 22 Ocak 2007 |
Nihat Ateş’i İnsancıl dergisinde tanıdım. Son derecede efendi görünümlü ve uyumlu haliyle, insana güven veren bir yapısı vardı…
İnsancıl dergisinde çalışmasına karşın, sorunlarla örülen bir hayata sahip olduğundan, bazı konularda dertleşirdik…
|
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 22 Ocak 2007 |
Bugün pazar… Tek “özgür” günüm… Dilediğim zaman uyanma özgürlüğüne sahibim… Tabii, salt bugüne özgü yürüttüğüm oyunculuk çalışmalarını aksatmama koşuluyla…
Birkaç gündür canım felaket sıkılıyordu… Hrant Dink’in kalleşçe katledilmesi, beni bayağı sarstı… Sabah erken kalktım ve ilk iş olarak, gazetelerin sanal alemlerine daldım. Önce Milliyet, ardından Zaman…
|
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 22 Ocak 2007 |
Parayı kapitalistlerden, okuru solculardan edinmek isteyen insanlardan biri de Özdemir İnce’dir…
Uzun yıllardır Doğan Yayın Holding şemsiyesi altında mışıl mışıl dinlenen ve dinlendikçe kendine gelen İnce, soldan okur çekmek için, zaman zaman “sert” çıkışlar yapar. Bu çıkışlarını da kendi karasularında değil, Cumhuriyet gazetesi gibi nabza göre şerbet vermesini bilen yayın organlarında vitrine oturtur…
|
|
Devamı...
|
|
|
Cumartesi, 20 Ocak 2007 |
Türkçe’de bir söz var: Erkek adam arkadan vurmaz!.. İlk bakışta maço bir laf gibi görünse de yerinde kullanıldığında, hiçbir zaman “kadın haklarına aykırı” bir söz olarak algılanmaz…
|
|
Devamı...
|
|
|
Perşembe, 18 Ocak 2007 |
Bazı insanlar vardır ki, onların dostluğunun soluğu yaşam boyu sizi bırakmaz… Benim için bu insanlardan biri de Durmuş Dede’dir…
Çok uzun yıllardır tanıdığım ve çok uzun yıllar dostluk kurduğum Durmuş Dede, yaklaşık sekiz yıl önce, bu dünyadan göç etti…
|
|
Devamı...
|
|
|
Çarşamba, 17 Ocak 2007 |
Sosyalist sanatçı kimliğinden soyutlanarak yaşatılmak istenen Nazım Hikmet’in, bu yıl, doğumunu kutlamak gelmedi içimizden…
Bir yandan bizim hazır ve istekli olmamamız, diğer yandan sosyalist kimliğinin silinmesine göz yumulan sisli hava nedeniyle, bu türden bir kutlamayla değil de, yazarak müdahale etme gereksinimi duyduk…
|
|
Devamı...
|
|
|
Salı, 16 Ocak 2007 |
Hep şöyle şeyler duyarım: “Bizim oğlan acayip İngilizce bilir canım ağabeyciğim…” Ben de hiç beklemeden sorarım: “Peki, sen hiçbir dil bilmediğin halde, nasıl oluyor da senin oğlanın acayip İngilizce bildiğini biliyorsun?..” Yanıt hazırdır: “Bizim bir tanıdık var. Çok iyi İngilizce bilir ve hatta bu dilde Kapalıçarşı’da satış neyim bile yapıyor. O söyledi…” Yine sorarım: “O tanıdığının İngilizce bildiğini nereden biliyorsun?..” Bu kez kaşlar çatılır, gözler yuvalarından dışarı fırlar, alın kırışır ve otoriter bir sesle süslenen sözcükler, adeta bir yılanın tıslaması gibi ağızdan öfkeyle dökülür: Sen de uzattın ama!.. Kes artık!..”
|
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 61 - 75 Toplam: 641 |