|
Pazartesi, 08 Ocak 2007 |
İlkesiz bir mağazanın, yılışık tezgahtarıyla baş başa kalmışsanız, işiniz var demektir!.. Ne yapar eder, size uymayan gömlek yerine, mutlaka bir şeyler satmaya çabalar. Tam kapıdan çıkarken, son bir umutla, arkanızdan seslenir: “Gömlek olmadı, kravat verelim.” Sizin kravatla aranız nasıl olduğunu bile merak etmez. Ne de olsa, bir mağazada görev yapıyordur ve bir şeyler satmak zorundadır!.. |
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 08 Ocak 2007 |
“Ödül jürilerinde yaprak dökümü” başlığıyla, yazınsal sanatların ruhban sınıfını sayfalarına taşıyan yarı resmi Zaman gazetesi, iktidarda bulunmanın getirdiği rahatlıkla, “değerlendirmeler” yapma cesaretini gösteriyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Cumartesi, 30 Aralık 2006 |
Profesyonel “ahlak” anlayışıyla hareket ettiklerinden, her türlü renge bürünebilme yetisini geliştiren yazarlar, iktidarda bulunan ideolojinin kurumlarında iş yapmak için can atıyorlar…
Şahin Alpay, Etyen Mahçupyan, Hilmi Yavuz, Selim İleri… gibi yazarların, “soldan” sağa çark ettikleri süreçte, Ahmet Altan burun farkıyla yarışı önde götürüyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Cumartesi, 30 Aralık 2006 |
İnsanlığın icat ettiği en korkunç eylemlerden biri (de) idamdır. İdamın her türlüsüne karşı olunmalı. Dönüşü olmayan bir eylem olması nedeniyle, ayrıca karşı çıkılması gerek bir eylem idam…
Ülkemizde de bir biçimde (!) kalkan idam, her şeye karşın önemli bir adım olarak tarihe geçti. Salt Apo’nun öldürülmemesi için kaldırıldığı kuşkusunun ağırlığı altında ezilse de, idamın kaldırılması “önemli” bir durum…
|
|
Devamı...
|
|
|
Cumartesi, 30 Aralık 2006 |
Irak halkına barış götüreceği (yada getireceği) yalanıyla, bir coğrafyayı kana bulayıp, yapay devletler kurulmasına neden olan emperyalist Amerika, bu “anlamsız” savaşta oğlunu yitiren Cindy Sheehan adlı “barış annesi”ni tutuklayarak, salt Irak’ta değil, kendi ülkesinde yaşayan mazlumları da cezalandırmayı sürdürüyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Cumartesi, 30 Aralık 2006 |
H – Yarı resmi Zaman gazetesindeki yazılarınızı okurken, mide spazmı geçiriyorum.
Hilmi Yavuz – Geçtiğimiz hafta sonu, Bursa’daydım.
H – Salt mide spazmı geçirmiyorum, aynı zamanda korkulu rüya görmeme neden oluyorsunuz.
|
|
Devamı...
|
|
|
Perşembe, 28 Aralık 2006 |
Kendimi bildim bileli işkence sözünü duyarım. Bu sözcükle birlikte yürüyen bir Cumhuriyet’e sahip olduğumuzu biliyorum. Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde, bu sözcüğün çok kullanıldığına tanığım. Çok işkence yapıldığından, çok kullanılan bir sözcük olarak varlığını koruyor bu kavram!.. |
|
Devamı...
|
|
|
Perşembe, 28 Aralık 2006 |
Evrensel gazetesindeki haber: “Okula Che baskını!” olarak duyurulmuş… “Pertek’te, kaymakam yatılı okula baskın düzenledi, dolabında Che resimleri çıkan öğrencileri tokatladı” diye süren haberi okuyunca, tepki göstermeden edemedim: yeter artık!..
|
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 25 Aralık 2006 |
Hemen belirteyim: Recai diye biri yok!.. Şimdiye dek defalarca bahsettiğim Recai, aslında “biri” değil. Recai, hem “hiç kimse” ve hem de “herkes”…
Bir şeyleri söylemekte zorlanınca yada beceremeyince, hemen Recai’yi devreye sokuyorum. Aslında “biri” olamayan Recai, sanki varmış gibi konuşmaya ve bana yardımcı olmaya başlıyor…
|
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi, 25 Aralık 2006 |
Kim ne derse desin, yok etme sanatında bayağı ileri düzeyde bir ulusuz. Her şeyi yok eden yapımız, yok edecek bir şey bulamayınca, insanları yok etmeye kurgulanmış…
12 Eylül Faşizmi sürecinde insanları yok eden ülkemiz, bir de kendisine uygun olan Kimsesizler Mezarlığı oluşturmuş. Katlettiği insanların kimsesiz olduğunu varsayan egemenler, örnekse Hasan Ocak ve birçok insanı önce yok etmiş, ardından da Kimsesizler Mezarlığı’na gömüvermiştir…
|
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 76 - 90 Toplam: 641 |