|
Cuma, 09 Şubat 2007 |
"Sevgili Varenka
Kitap için çok teşekkür ederim. Severek ve beğenerek okudum. Söz verdiğim gibi, geciktirmeden, tertemiz gönderiyorum. Ne müthiş bir kitapmış, anacığım. Okudukça boşa geçen yıllarıma acıdım. Meğer bugüne kadar ot gibi yaşamışım. Hangi ormandan gelmişim ben?
Kitap seçerken çok dikkatli olmak gerektiğini şimdi anlıyorum. Gençliğimde, kitap okuyan bir memura özenip ben de rastgele bir kitap almıştım. Hatırladığım kadarıyla adı, 'İnsanı Tanıma Sanatı' idi. İlk sayfasında bıraktım kitabı. Çünkü bir cümlesini bile anlamamıştım. Sanki Fransızca yazılmış bir tıp kitabı gibi geldi bana.
Kitapla tekrar barışmamı sen ve Ratazyev sağladınız. Siz olmasaydınız, ot gibi yaşamaya devam edecektim; hem de ot olduğumun farkına varmadan. Puşkin ne müthiş bir yazarmış meğer. Bizim Ratazyev'den daha iyi olduğunu itiraf etmeliyim. Her hikayesini zevkle okudum. Sanki bütün karakterleri tanıyormuşum gibi geldi bana. 'İstasyon Memuru'nu okurken, bazen kendi hayatımı okuyormuşum gibi heyecan duydum. O kadar sade bir uslup kullanıyor ki, 'Ben bile yazabilirim.' dedim kendi kendime.
Biricik dostun Makar Devuşkin"
Dostoyevski'nin, tüm yapıtlarında olduğu gibi, "İnsancıklar"da da müthiş bir insancıllık ve karşısındaki anlama hali var... Dönüp dönüp, bu yazarın yapıtlarını okudukça, sizlerle paylaşma gereksinimi duyuyorum... |