|
Cuma, 09 Şubat 2007 |
"İki gözüm Varenkacığım,
...Bugün yoksulluğun acısını bir kat fazla duyduğum için laternacıdan söz açtım. Kafamdaki kötü düşünceleri unutabilmek için durup laternacıyı dinlemeye başlamıştım. Benim durduğumu gören birkaç arabacı ve kir pas içinde küçük bir kızcağız gelip adamın etrafını sardılar. Derken kalabalık artmaya başladı. Herhalde üç beş kopek bahşiş alırım ümidiyle laternacının keyfi geldi. Çaldıkça çalıyor; makamdan makama geçiyordu.
Kalabalık içinde bir çocuk gözüme çarptı. On yaşında ya var ya yok. Cılız fakat güzel bir erkek çocuğuydu. Sırtında yırtık bir gömlek vardı. Kendisini müziğe kaptırmış; üşüdüğünün farkında değildi. Gömleğinin kolunu dişleriyle çekiştiriyordu. Elinde bir kağıt parçası vardı. Kendisine baktığımı görünce yaklaştı. Elindeki kağıdı uzattı: 'Bayım, lütfen okuyun!' dedi. Açtım. Bildiğiniz hikaye: Çocukların annesi ağır hasta. Babaları yok. İlaç ve ekmek parası...filan. Belki yalan, belki doğru; bilmiyorum. Çocuğun hali yüreğimi sızlattı. Ne verebilirdim ki? Tabii birşey veremedim. Bir taraftan çocuğa acıyor, diğer taraftan annesine kızıyordum. Bu havada çocuğunu yarı çıplak dilenmeye gönderen anne de anne midir? Belki kadın gerçekten hastadır. Ne bileyim; yine de çocuğun o hali gücüme gitti. Oradan buraya, ötekinden berikine koşuşturup mektubu okutmaya çalışacak. Azar işitecek, tekme tokat yiyecek; kalbi katılaşacak, insanlığını unutacak...
Sadık dostun Makar Devuşkin"
Dostoyevski'nin, İnsancıklar adlı kitabından alıntı yapmayı sürdürerek, sanırım, sizlere tadımlık bir okuma sunduğum için hoşnutsunuzdur... |