|
Perşembe, 15 Şubat 2007 |
"Sayın Bayan Varvara Alekseyevna
(...) Ben namuslu bir adamım. 'Palto' yazarının bütün görüşlerine yanlış diyemem. Haklı olduğu yerler de var. Mesela, daire amirinin memurlara sert davranması yerinde bir davranış. Laf aramızda anacığım, bizim memur takımı yumuşak yüzlü amirleri pek ciddiye almazlar.
Biraz yüz bulunca işi muhabbete döker, görevlerini ihmal ederler. Bizim müdürün o yönünü beğenirim. Bazen gösteriş için de olsa bağırır, çağırır, göz dağı verir. Bir bakarım, bizimkiler başlar arı gibi çalışmaya. Bu memur milletinin çoğu kutsal Rusya'yı yüceltmek için değil; halk arasında itibar kazanmak ve 'ben filanca dairede memurum' demek için devlet kapısına yamanır. Bir memurun tek başına bitirebileceği bir evrak, on memurun elinden geçer. Sonra müdüre gelir. O da, çok bildiğini göstermek için mutlaka bir yanlış bulur; bazen düzeltilmek üzere geri gönderir, bazen de yanlış yapan memuru çağırır, yüksek sesle azarlar. Bu azarın asıl amacı, dieğerlerine göz dağı vermektir.
Bu yazar, memurların ipliğini pazara çıkarmış anacığım. Kitabı okuduktan sonra, gölgemden korkar hale geldi. Dışarı adım atmaya çekiniyorum. Adam, en gizli yönlerimize kadar ince ince doğrayıp hikayelerine malzeme yapmış. Affedersin, kıçımızdaki hemoroide kadar yazmadığını bırakmamış. Ben devlet güvenlik mahkemesi savcısı olsaydım, meseleye derhal el koyardım. 'Gel bakayım hemşerim, derdim... Bu ne rezalet? Memura hakaret, devlete hakarettir.'" |