|
Dünyayı Sarsan On Gün'e önsöz |
|
|
Cuma, 23 Şubat 2007 |
"N. Krupskaya'nın ilk Rus basımına önsözü"nü buraya alalım:
" 'Dünyayı Sarsan On Gün' işte John Reed'in bu şaşırtıcı kitabına verdiği ad. Bu yapıt, Ekim Devrimi'nin ilk günlerini olağanüstü bir doğruluk ve canlılıkla yeniden yaşatıyor. Karşımızda olayların basit bir sıralaması, bir belgeler dökümü değil, fakat öylesine yaşanmış tipik olaylar dizisi var ki devrimin içinde bulunan herkese kendisinin de yer aldığı benzeri sahneleri hatırlatmaktan geri kalmıyor.
Sıcağı sıcağına çizilen bu tablolar, kitlelerin olayları nasıl hissettiklerini son derece güzel yansıtarak büyük devrimin farklı olaylarındaki gerçek olguyu da yakalamaya yardımcı oluyor.
Bu kitabın, ülkenin dilini ve törelerini bilmeyen bir yabancı, bir Amerikalı tarafından yazılmış olması ilk bakışta garip gözükebilir. Her adımda en gülünç yanlışlıklara düşebileceği, olayların en büyük faktörlerini unutabileceği düşünülebilir.
Yabancılar, Sovyet Rusya konusunda böyle yazılar kaleme almazlar. Ya olaylardan hiçbir şey anlamamakta ya da hiçbir zaman tipik olmayan bağımsız olayları genelleştirmektedirler. Şahsen, Devrim'in tanığı olanların sayıca çok az olduğu da doğrudur.
John Reed ise ilgisiz bir gözlemci olmamıştır. Sonuna kadar devrimci komünist olup olayların ve büyük kavganın gerçek anlamını kavramıştır. Görüş keskinliği de buradan ileri geliyor zaten, yoksa böylesine bir kitap yazma olanağını bulamazdı.
Ruslar da Ekim Devrimi'nden böyle söz etmezler; ya bu konuda bir yargı verirler ya da tanığı oldukları olayları anlatmakla yetinirler. Reed'in kitabı, halk yığınlarının başkaldırısını gerçekte olduğu gibi tüm bir tablo halinde vermekte olup bu yüzden gençlik için, gelecek kuşaklar için ve Ekim Devrimi'nin artık bir tarih olacağı gelecekteki insanlar için ayrıcalıklı bir anlam taşımaktadır. John Reed, Rus Devrimi'ne kopmaz bağlarla bağlıydı. Kendisine yakın hissettiği Sovyet Rusya'da tifüse yakalanarak öldü ve şimdi Kremlin'deki Kızıl Duvar'ın dibinde son uykusunu uyumaktadır. Devrim kurbanlarının cenazelerini anlatan John Reed gibi birine de bu onur layıktı. |