|
Dünyayı Sarsan On Gün'ün yirmi dokuzuncu sayfasından |
|
|
Perşembe, 01 Mart 2007 |
"Çok küçük bir siyasal topluluk olan Bolşevikler eylemin başına geçtiler, ama ayaklanma bir bozgunla başarısız kalınca, halk bunların karşısına çıktı. Öndersiz kalan birlikler, Petersburg Saint-Antoin varoşu Vyborg'a geri çekildiler. O zaman acımasız bir insan avı başladı. Troçki, Kollontai ve Kamenev'i de içeren yüzlerce devrimci hapse atıldı; Lenin ve Zinoviev yakalanıp mahkemeye verilmemek için saklanmak zorunda kaldılar; Bolşevik gazeteler yasaklandı. Kışkırtıcı ve gericiler, Bolşeviklerin birer Alman ajanı olduklarını söyleyerek öyle gürültü kopardılar ki bütün dünya sonunda buna inandı.
Ama Geçici Hükümet, bu suçlamaları bir temele oturtamadı. Almanya ile bir olduklarını kanıtlayan belgelerin düzmece olduğu ortaya çıktı. Bolşevikler, içlerinden altısı dışında, mahkemesiz uydurma bir kefaletle, hatta kefaletsiz, birer birer salıverildiler."
Dünyanın her yerinde, devrimci düşünceyi eyleme dönüştürme gücüne sahip olan insanlar, her zaman düzmece bilgi ve belgelerle karartılmaya çalışılır...
İçinde bulunduğumuz Türkiye'de de durum aynı... Emeğin iktidara yürümemesi için, o denli yapay ve sentetik durumlarla karşılaşıyoruz ki, Dünyayı Sarsan On Gün kitabını okurken, sanki Rusya'yı değil, Türkiye'yi konu edinmiş gibi geliyor!..
|