|
Cuma, 10 Şubat 2006 |
Sarı- (tek başına sahnede) beni anlayacak birini bulamadım hayatım boyunca. Hep bekledim. Hep bekliyorum. Hep bekleyeceğim. Adım gibi eminim ki hiç kimse beni anlamadı, anlamıyor ve anlamayacak…
Kırmızı- (herhangi bir şarkı mırıldanarak girer) merhaba, benim adım kırmızı. Beni densiz bir yazar dünyaya getirdi. Cami avlusuna bırakılan kimsesiz çocuk olarak büyüdüm. Hep yalnız kaldım. Beni kimse anlamadı, anlamıyor ve sanırım anlamayacak…
Sarı- beni de kimse anlamadı, anlamıyor ve sanırım anlamayacak…
Kırmızı- iki anlaşılmaz, bir anlaşılır edebilir…
Sarı- nasıl?..
Kırmızı- şöyle ki, sen ve ben, ikimiz de anlaşılmadığımıza göre, birbirimizi dinleyerek anlaşabiliriz…
Sarı- şimdi ben seni mi dinleyeceğim?..
Kırmızı- evet…
Sarı- önce sen beni dinlesen olmaz mı?..
Kırmızı- olmaz…
Sarı- neden?..
Kırmızı- peki sen neden beni dinlemek istemiyorsun?..
Sarı- ben hayatım boyunca hiç kimseyi dinlemedim ki…
Kırmızı- ben de…
Birlikte- neden bizi kimse dinlemiyor?..
Sarı- bilmem…
Kırmızı- bilmem…
Sarı- biz hiç kimseyi dinlemediğimiz için olmasın…
Kırmızı- nasıl?..
Sarı- şöyle ki…
Kırmızı- anlatsana nasıl?..
Sarı- a a…sen beni dinliyorsun…
Kırmızı- ne var bunda kızacak, alt tarafı…
Sarı- onu demek istemedim… beni dinleyen ilk kişisin ve sanırım sen de ilk kez bir kişiyi dinliyorsun…
Kırmızı- bu çok önemli bir şey mi?..
Sarı- bayağı önemli bir şey…
Kırmızı- nasıl?..
Sarı- şöyle ki…
Kırmızı- nasıl ki?..
Sarı- sen beni dinlediğine göre, ben de seni dinlemek zorundayım. Böylelikle, anlaşılır ve anlayışlı olabiliriz artık…
Kırmızı- olabiliriz…
Sarı- eee… bundan sonra ne gibi sorunumuz kalır?..
Kırmızı- benim bundan başka sorunum yok…
Sarı- benim de…
Kırmızı- öyleyse…
Sarı- öyleyse vur patlasın, çal oynasın (türkü söyleyerek çıkarlar)
|