|
Cumartesi, 11 Şubat 2006 |
Uzun yıllar askeriyede görev yapıp, “dünyalığını” düzelttikten sonra, boş duramayıp çalışmaya başlayan Ergin Ayhan, kırklı yaşlarında yeni bir meslek edindi…
Askeriyedeki disiplin ve “haram” yememe alışkanlığıyla hayatını ören Ergin, ülkemizin en önemli kuyumcu makineleri fabrikası KUTEZ’in satış mağazası müdürlüğünü sürdürüyor…
Aynı zamanda kapı komşumuz olan Ergin Ayhan, komşuluk anlayışı olarak da son derecede dikkatli ve hakkaniyetli bir insan…
Koyu bir Trabzonlu olan Ergin, aynı zamanda çok koyu bir Trabzonsporlu , neredeyse tam bir fanatik. Her gün Fanatik gazetesini okumadan edemez. Fanatik okumadığı günleri hayattan saymaz…
Bir kızı, bir oğlu ve bir eşi olan Ergin, tipik bir Türkiyeli aile reisidir. Ailenin tüm malvarlığı üzerine kayıtlıdır. Ölmeye niyeti olmamasına rağmen, “nasıl olsa ben öldükten sonra…” diye cümleler kurmadan edemez…
Doğduğum yer olan Çubuklu semtinde uzun yıllar çalışan ve hala aynı semtte oturan Ergin –ölmez ya- bir gün ölürse, Trabzon yerine sanırım Çubuklu mezarlığına gömülmek ister…
Anadolu’da üretim yapan tüm atölyelerin adreslerini ve yöneticilerini bilen Ergin, daha önce yapılanlar gibi davranmayıp, kişisel çıkarlar yerine firmanın çıkarlarını ön plana almıştır. Almaya devam ediyor. Ergin Ayhan’dan hiç kimse bir kalleşlik bekleyemez…
Sanırım küçük bir sağlık sorunu olduğundan, yalnız kaldığında hemen uyuklamaya başlar. Herkesin bir alamet-i farikası vardır, Ergin’in uyuklaması…
Ahir ömründe küçük bir araba satın aldığı için, bu günlerde mutluluktan yanına varılmıyor. Pazarın gelmesini dört gözle bekleyen Ergin, hemen her Pazar araba kullanmadan edemez. Biraz sinirli olduğundan sağa sola çatar ama onu da “acemi” şoförlüğüne vermeliyiz…
Aynı zamanda elmas kalem ticareti yaptığımızı bildiğinden (kendileri de satmalarına karşın) öz çıkarlarından ödün verip, bize yönlendirdiği de oluyor. Hem de hiçbir çıkar gözetmeksizin…
Bir bardak çayı zorla ısmarladığımız Ergin, Karadenizli olmasına karşın, bizi yormamak için onu da içmemeye çalışır. Tabii biz zorla ısmarlarız…
Benim için en önemli yanı, bacanağının babamın çırağı olmasıdır. Yaklaşık otuz yıl önce yetmişine yakın ölen babamın çırağı olan bacanağı nedeniyle Ergin Ağabey ile farklı bir ortak dünyamız vardır. Bacanağının adı Mustafa ve Yüksek Kaldırım semtinde İstanbul Müzik Merkezi’nin sahibi. Çok güzel ve çok uygun koşullarda müzik aletleri satar. Kullanamasam da zaman zaman satın alma ihtiyacı duyarım…
Geçen yaz Bozcaada sahillerinde tatil yapan Ergin, bu adayı anlata anlata bitiremiyor. Hiç gitmeyen koskoca bir ada sanır…
|