|
Cumartesi, 25 Şubat 2006 |
Hep başkalarından ödünç alınmış hayatlar yaşayan insanların ezici çoğunluğunun egemenliği altında ezilen azınlık, düşlerine sığınma becerisini gösterebildiği oranda soluk alabiliyor…
İnsan yada ezilen azınlıktan olan insan, bu kara kalabalıklardan kendini koruyabildiğinde, verimli olma sürecine girebiliyor. Yoksa, durum bayağı can sıkıcı bir hal alıyor…
Kırıntı hayatlarla idare eden ödünç alanlar, neyi istediklerinin farkında değiller…
Onlara, neyi istemeleri gerektiğini duyuranlar da paylarına düşeni fazlasıyla alıyorlar. Yada aforoz edilme durumuyla karşı karşıya geliyorlar…
Yapay ve kauçuk kokan şiirleriyle, sevgililerine yada sevgili halkına seslendiğini iddia eden kara kalabalık sözcüleri, arabesk tınıların imgesel denizinde boğulmamak için yüzme taklidi yapıyorlar…
Kırıntı hayat imgesi üreten, kıvrık beyinleriyle örseleyen, yalnızlıkların gece bekçisi ve hırsız-polis kardeşliği yüzükleri takan zamazingo suratlı insanlar, mide bulandırıcılıklarından hiçbir zaman ödün vermiyorlar…
|