|
Salı, 28 Şubat 2006 |
Kuyumcu olup da çağdaş donanıma sahip çok az insan tanıyorum. Kuyumculuk, ne yazık ki insanın kendini eğitmesine pek olanak tanımayan bir meslek…
Hem kuyumcu ve hem de aydın tavrı geliştiren insan, yok denilecek denli azdır. Bu azınlığın içerisinde, sevgiyle yaklaştığım ender insanlardan biri de Hasan Akay’dır…
Çok uzun yıllardır tanıdığım Hasan, emekçilikten gelip zengin olan bir insan olmasına karşın, emeğin değerini hiçbir zaman küçümsemeyen biridir. Geldiği yeri unutmayan önemli biri olan Hasan, “boş zaman” kavramı olmayan, “özgür zaman” anlayışına sahip bir aydın…
Özgür zamanlarında, “hap yap, para kap” zamazingosuna kapılmadığından, yepyeni modeller oluşturan ve her modele bir öykü yazabilme yeteneği olan düşünsel yanı zengin bir muhterem…
Ürettiği yenilikleri, bizim de yaklaşımlarımızı alarak “piyasa”ya süren Hasan, salt yurtiçi değil, yurtdışına da uzanan bir kültürel anlayışa sahip. Başta komşumuz Yunanistan olmak üzere, her nerede takı kullanımı varsa, oralara dek bizzat kendisi gidip, kreasyonlarını bir şair duyarlılığıyla sunan Hasan, art-niyetli olmayan esnaflara da katkıda bulunmaya hazır…
Özellikle mine ve mineli takılar üzerine “doktora” yapan Hasan, ülkemizde tamamıyla rakipsiz bir konumda. Öz değerlerimize sahip çıkma adına, müzelerden tutun kütüphanelere dek ziyaret etmediği mekan bırakmayan Hasan, özellikle Türk, Osmanlı ve bu topraklarda yaşam sürmüş tüm uygarlıkların izlerini bularak, takılarına nakşediyor…
Hasan, estetik bilinci gelişmiş bir insan. Ürettiği her yeni modelin öyküsünü yazıp, sanat denilen duyarlılıktan anlayanlara sunan Hasan, sanırım edebiyatla yakından ilgilenirse, dünya çapında yapıtlara imza atabilecek donanıma sahip biri…
|