|
Ayvalık zeytin ve yazar piyasası canlanıyor |
|
Gazetede bir haber ile reklam karışımı bir şey. Yada bir tür kurban bayramı kokteyli…
Reklam yada haberin üst başlığı: Pınar Kür’den yeni yazarlara destek… Haber yada reklamın başlığı Ayvalık’ta yazı atölyesi…
Belli ki gazete kendi hazırlamış reklam yada haberi. Kim bilir, Pınar kendisi de yazmış olabilir. Bu ülkede hiçbir şeyden emin olamıyorum doğrusu. Hamlığıma verin…
Her neyse, o yazının yada şeyin tam ortasında, dudağını ısıran bir yazar fotoğrafı… Sanırım Pınar Kür. Yine sanırım çok endişeli. Gelip geçici bu dünyaya, sanırım çoook daha büyük ve kalıcı işler bırakmak istiyor…
Fotoğrafın hemen altında, ne derler, fotoğraf altı yazı: 9-20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek olan yazı atölyesine sadece 8 katılımcı kabul edilecek. Akademinin bir yan etkinliği olan yazı atölyesine son katılım tarihi 30 Nisan olarak belirlendi…
Bolca rakamların kullanıldığı paragraf, ister istemez inandırıcı ve akademik bir izlenim oluşturuyor.Yapılması düşünülen bu etkinlikten dişe dokunur hiçbir şey çıkmayacağı şimdiden kendini belli ediyor. Yada holding ve banka yayınevlerinin kanallarının tıkanan kokularını bir an da olsa gidermeye çabalayan bir deodorant etkisi olabilir…
12 gün sürmesi öngörülen bu etkinliğin ekonomik boyutu da yazıda yine bol rakamlı olarak dile getirilmiş… Katılım için gerekli bağış 500 YTL. Nejat Eczacıbaşı Vakfı’na yapılacak bu bağış birçok şeyi anlatıyor zaten. Bitti mi… Bitmedi. Tek kişilik odada kalacak katılımcıdan 950 YTL isteniyor. İki kişilik odada kalırsa da 760 YTL…
görkemli bir yalıda bir şeyler çiziktirecek insanları, bakınız hangi edimler bekliyor: Yatmak, kahvaltı etmek, yazı yazmak… Günde üç saat Pınar Kür ile toplantı. Her akşam Happy Hour’da Ayvalık’ta yaşayan yada ziyaret eden sanat-kültür insanları ile mümkün olduğu ölçüde buluşma, son gece veryansın parti dahil…
Bir de yemek tarifi gibi okuma listesi tutuşturuluyor insanların yada Happy Hour’cuların eline: Lev Tolstoy - Anna Karenina ve Kroyçer Sonat (İletişim Yayınları), Edgar Allan Poe - Toplu Öyküler / Cilt 3 (İthaki Yayınevi), Anton Çehov - Öyküler, Thomas Mann - Tonio Kröger (Can Yayınları), Franz Kafka - Değişim (Can Yayınları), Truman Capote - Bukalemunlar İçin Müzik (Remzi – Çilek Kitapevi), Paul Auster - Şans Müziği (Can Yayınları), Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları (Yapı Kredi Yayınları), Ahmet Hamdi Tanpınar – Öyküler ve Dergah, Sait Faik - Öyküler (Yapı Kredi Yayınevi), Oğuz Atay – Tutunamayanlar (İletişim Yayınevi), Pınar Kür - Bir Cinayet Romanı ve Bir Deli Ağaç (Everest Yayıncılık)…
Evet, Ayvalık’ta yazar piyasası hareketleniyor. Sanırım yakında, “Ayvalık Yazar Borsası” da kurulur ve Yapı Kredi, Koç, İşbank, Akbank, İletişim, Alkım, Can… gibi kitap ve edebiyat piyasasına yön veren kapitalist kuruluşlar, bu borsada yerlerini alırlar…
Peki, zeytinle ilgili bir paragraf da olsa değinide bulunacak mıyım? Hayır… Zeytinin kara talihini ve kör bahtını herkes bildiğinden, birazcık da olsa yazmayacağım…
İmdi, neden bu türden oluşumlara karşı geliyoruz… her şeyden önce saksıda yetişen çiçeğin, zeytin gibi güçlü ve besleyici olabileceğini hiçbir zaman düşünmediğimizden.Emile Zola yada Tolstoy gibi güçlü yazarların hijyenik ortamlarda değil, işçi ve köylülerin içerisinde yetişebileceğini biliyoruz. Bu bir izlenim değil. Bu bir gerçek. Tıpkı Emile Zola’nın bir romanının adı gibi gerçek. Tıpkı Tolstoy’un bir öyküsünün adı gibi acı: Bir Gencin Dramı…
Bir hevesle, bu türden etkinliklere katılan insanlar gerçeklerle yüzyüze gelip, dram yaşadıklarında, halkın ne denli dışına düştüklerini yada her zaman olduğu gibi halkın dışında yaşamayı sürdürdüklerini algılayabilirler. Böyle bir duruma vesile olursa bile bu türden bir etkinliğin yararı olabilir… |