|
Çarşamba, 08 Mart 2006 |
Ne denli yalın bir sözcük değil mi?.. Yaprak… Sonra?.. Belki sonrası yok. Yada sonrası oldukça geniş bir konu…
Yaprak denilince, usuma ilk gelen şiir oluyor. İmgelem… Yaprak sözcüğü imgelemime çok şey katıyor. Şiir yazma isteği uyandırıyor bende…
Bu sabah kızımla birlikte yaprak topladık. Kışın tam bitmediği ve baharın tam gelmediği bir süreçte olmamız, işimizi bayağı zorlaştırdı. Kışın yaprağını dökmeyen o denli az ağaç var ki… Yada baharın başında olmamıza karşın, yaprağını gösteren o denli az ağaç var ki…
Neyse, biraz zor da olsa birkaç yaprak toplayabildik. Hangi dersin, hangi öğretmeni görev verdiyse, kızım yaprak toplamalıydı ve ben de yardım etmeliydim. Kızımın verdiği görevleri buyruk gibi algıladığımdan, hemen yardımına koştum. Yaprakların toplanmasından öte, aranması ve ağaçlara bakılması süreci çok hoştu. Doğaya o denli yabancılaşmışız ki…
Hemen hiçbir ağacın adını bilmiyoruz. Hangi ağacın, hangi yaprağı verdiğini bilmiyoruz. Hangi ağaçla hangi ağacın yan yana dikildiğinin ayrımında değiliz. Neyse yeniden ağaçlarla ilgilenmek üzere işimizin başına döndük…
Oysa benim çocukluğumda, neredeyse her yerden ağaçlar fışkırıyordu. Hangi ağacın ıhlamur, hangisinin iğde olduğunu şappadanak bilirdik. Bunca kısa denilebilecek ömrümüzde, bunca unutkanlık pek hayra alamet değil doğrusu…
|