|
Perşembe, 09 Mart 2006 |
On dört yaşında nişanlanıp, on yedi yaşında evlendi. Hiç tanımadığı biriyle. Huyunu suyunu bilmediği…
On sekiz yaşında doğum yaptı. Oğlunun adı Deniz…
Ve aynı yaşta boşandı. Şimdi kırklı yaşlarda. Hala evlenmedi, sanırım hiç evlenmeyecek. Erkeklere güvenmiyor. Oysa ona erkeklik yaptığını iddia eden insan, olumsuz biriydi diye tüm erkeklerin olumsuz olacağını düşünmesi bana rahatsızlık veriyor…
Selma şen şakrak bir insan. Emekçi. Gerçek anlamda bir emekçi Selma. Emeğinden başka satabileceği hiçbir şeyi yok. Çalışmadığı an aç. Bunun çok iyi bilincinde Selma…
Bir de televizyon tutkunu Selma. Hemen tüm dizileri, birbirleriyle çakışmadıktan sonra mutlaka izliyor. Bazen çakışan dizileri bile parça parça izleme yoluna gidiyor…
Çocuklar Duymasın dizisinde çıkan sansasyonel durum nedeniyle çok üzülen Selma, şimdi de Aliye’nin cipte basılması olayına fena halde takmış kafayı. –Ulan karı bu işi kamuya açık bir yerde yapmak zorunda mıydın?.. En doğal ihtiyacın olan işi özel bir mekana kadar bekletemedin mi?.. Selma, Aliye’ye çok kızgın. Yemin billah edip izlemeyeceğini dile getirmesine karşın, daha ilk gösterimde yine oturdu koltuğuna ve başladı izlemeye…
Gözleri televizyon ekranında, aklı Aliye ile Kudret’in cip faslında. Düşünmeden edemiyor Selma. Kim bilir kaç gece yalnız yattı ve kim bilir kaç gece sağa sola dönmekten uykusuzluk çekti. Kaç yüz kez düşündü, ikinci çocuğunu yapamadığı için…
Selma, yine uykusuz geçen bir gecenin ardından kalktı, kahvaltısını yaptı ve atölyenin yoluna koyuldu. Kentin göbeğinde olan atölyenin yolu her zaman hareketli bir yerdi. Sabahın körü. Selma henüz kafasından Aliye olayını silememiş, bağırış çağırışları duydu önce. Ardından bir film setiyle karşılaştı. Yönetmen koltuğundan bağıran kişinin Kudret Sabancı olduğunun farkına vardı. İçinden bir şeyler geçirmeye başlamıştı ki, bir bayan durmaması gerektiğini, çekim başlamak üzere olduğunu söyledi. Selma başını o yöne çevirdi. Ona seslenen kişi Aliye idi. Hiç de mutsuz ve anlamsız bir yüze sahip değildi. Selma neye uğradığını şaşırdı. Yönetmen Kudret, cipine doğru yöneldi, Selma’ya yarım selam verdi. –Buyurun isterseniz, siz de… dedi. Selma lafın tamamlanmasını beklemeden –Cipe mi…dedi. – Hayır canım, kahvaltıya… -Ben cipe sanmıştım…
Selma duraksamadan yoluna devam etti. Atölyeye geldi. Radyoyu açtı. Önce oynak bir türkü. Ardından magazin haberleri. – sayın dinleyiciler bugün sabah, erken saatlerde Aliye dizisinin yeni bölümü çekilirken, beklenmedik bir olay oldu, Selma adlı bir dul kadın, yönetmen Kudret Sabancı’nın burnunun dibine dek yaklaşarak – ben de ünlü olmak istiyorum, beni de cipine bindirir misin?... dedi. Selma radyoyu dinleyemez olmuştu. Kulakları sağırlaştı. Ve kocaman bir küfür savurdu –kes ulun orospu çocuğu, bundan sonra sizin hiçbir kanalınızı dinlemeyeceğim, hiçbir dizinizi izlemeyeceğim, düşlerimde gizlediğim düşüncelerimi artık gerçekleştireceğim, sizlere ödünç verdiğim hayatımı geri alacağım, pezevenkler, evleneceğim, kimsenin cipi, sesi, ünü, parası, metresi… beni ilgilendirmiyor artık. İbneler…
|