|
Perşembe, 09 Mart 2006 |
Şair, “ayrıcalıklı” biridir. Ayrıcalık sözcüğünün tırnak imini görmek istemeyenler bu yazıyı okumamalı…
Okumaya uzak, okuma özürlü insanlar, nedeni ne olursa olsun, “damıtılmış” metinlere yaklaşmazlarsa iyi olur. Peki bu insanlar, ne zaman düzeyli metin okumaya başlayacaklar. Her şeyden önce şiire gereksinim duyduklarında…
Doğada ve toplumda varolan, cevher durumundan mücevher durumuna dönüşebilmesi için şair emeğini gereksinen şiir, şaire gösterilecek “saygı” ile anlaşılabilir…
Bir kitapla ömrünü tamamlamak isteyen, şiirin de anlaşılmazlığını yada zor anlaşılırlığını divana yatırıp, her şey gibi şiirin de kutsalla sınırlı olduğunu savlayan zabıta ruhlu yazar-çizer takımı, yarı resmi gazetelerinin “olanak” tanıdığı ölçüde şiir üzerine karalama yapıyorlar…
Neredeyse iyi şiir yazmak için “iyi yalnız” olma durumunu içselleştiren ve bu durumu bir denklem gibi şiir “piyasa”sına sunan efendiler, efendilerinin daha iyi sömürü çarkını döndürebilmeleri için şiiri de yağdanlık olarak kullanma çabasındalar…
Uzandıkları divandan başka yatacak yerleri, yatakları olmayan bu zabıta kılıklı şairimsiler, okumaya uzak ve okuma özürlü kitlesini, kendilerine benzetmek için yoğun çaba harcıyorlar…
Oysa şairin yalnızlığından öte, şair yalnızlığının ayrımında olan “piyasa dışı şairler” insanlardan yalıtılmış bir yalnızlıktan yana değillerdir. O şairlerin bir yalnızlığı varsa, “piyasanın yalnızlaştırdıkları” yada “piyasa yapmamak için yalnızlar” diyebiliriz…
Yalnız kalmak istemeyen ve yalnızlık içine düştüklerinde bir ölü gibi sessiz kalan zavallılar, hemen kendilerini İstanbul Manifaturacılar Çarşısı yada kendilerine en yakın tekkelerde tutsak edebilirler. Baktılar ki artık onları kimse okumuyor, bir zamanlar jilet satışlarını artıran “paramparça” hale gelmiş sözde şarkıcılara “jilet etkili dizeler” döktürürler…
|