header image
Ana Sayfa arrow Öykü arrow Sincabın Yolculuğu
Sincabın Yolculuğu Yazdır
Perşembe, 09 Mart 2006
Cemal Bulunmaz

ImageAylardan temmuz. Hava sıcak. Saatlerden oniki.

Güneş çoktan başlamıştı yakıcı sıcağını göndermeye sert derili kertenkeleden tembel bir öküze kadar bayırın tüm sakinlerine. Bulutlar birkaç saniyede sayılıp bitirilecek kadar azdı. Bir ağacı gölgeleriyle yücelttiklerinde bir diğer gölge için yirmi dakika geçmesi gerekiyordu.

Küçük ama hızlıydı sincap. Kendisi gibi küçük birkaç hayvanı saymazsak, buraların en hızlısıydı. Recep Efendi’nin tarlasının ortalarından asfalta kadar uzanan geniş bir araziyi kendisine ayırmıştı. Sahipleniyordu sahiplenmesine ancak bölgesine giren olduğunda tek yapabileceği de bir ağaca çıkıp uzaktan onu izlemekti. Bir cümleye sığacak kadar küçük görünen arazisi aslında çok büyüktü. İçinden bir çay geçiyor, tam dört farklı ürün yetişiyor, bin bir çeşit hayvan burada mola veriyor ve sınırı çizen asfalttan anlam veremediği dev kütleler gürüldeyerek geçiyor. Herkese alışmıştı ya bir onlara alışamamıştı. Ne olduklarını bilmiyordu. Kocaman gövdeleri vardı ancak onlardan korkmuyordu. Yanına gelmeyeceklerini, onu rahatsız etmeyeceklerini çok iyi biliyordu. O güne kadar daha ne yolundan ayrılan hatta ne de duraklayanı olmuştu. Bunlar belki hayvandı, belki üstünde bir şeydi.

O sabah gürültüleri dinlemeye, denk gelirse rengarenk olanlarından birkaçını görmek için asfalt kenarına gelmişti. Yola güneş doğarken çıkmış, yavaş yavaş gideceği yere varmıştı. Yine yolun tadını çıkararak dönmek istiyorsa artık geri dönmeliydi. Susamıştı. En yakın su çok gerilerinde kalmıştı. Belki yolun öte yanında su vardı, ancak oraya geçmeyi hiç düşünmemişti.

Sincap küçük kafasını sağa sola salladı, kocaman kuyruğu havada birkaç tur attı. Asfaltı arkasında bıraktı ve zıplayarak tarlanın içine daldı.

Güneş tepedeydi. Meltem sırtına bazen vuran bazen vurmayan koca öküz hafifçe sallanıyordu. İnekler etrafına yayılmıştı ve sayısız serçe üzerlerinde zıplıyordu. Hava ne kadar sıcak olursa olsun ve güneş ne kadar kızgın bakarsa baksın bayıra, sincabı bunların hiçbiri ilgilendirmiyordu. Onun boyu küçüktü ve etrafındaki otlar kocamandı.

Koşuyor olduğu sırada uzaktan bakıldığında bir tek kuyruk olarak görünen sincap arazinin içindeki ilk ağaca ulaştı. Yanında durakladı, yukarı baktı. Yiyecekler ağaçlarda bulunurdu. Hiç düşünmeden kafasını yukarı uzattı, burnuyla ağaca dokundu ve arka ayaklarıyla kendini yukarı fırlatıp tırmanmaya başladı. Ayaklarını, yüzme yarışında hız kazanmak için başlangıçta kendini olabildiğinde ileri atan yüzücü gibi kullanmıştı. Kısa sürede üçüncü, dördüncü, beşinci dala ulaştı. Her birinin en ucuna kadar yürüdü, geri döndü. Yiyecek yoktu. Sincap diğer dallara baktı, ufka baktı, aşağıya baktı, kendi etrafında bir tur attı ve hızla yere indi.

Az önce manzarayı kargaşaya boğan hayvan gitmiş, otların arasında kaybolmuştu. Sincabın ayakları tekrar toprağa basıyordu. Koşmaya başladı. Karşısına çıkan ikinci ağaca tırmandı. Daha sonrakiler ilgisini çekmedi. Otların arasında yoluna devam etti. Çaya ulaşmak, doya doya su içmek istiyordu. Çay boyunca uzayan ıslak otlardan da elbette yiyecek bir şeyler bulurdu.

Otlar giderek kısaldı. Sincap başka bir ürünün yetiştiği alanda koşmaya başladı. Şimdi kuyruğu da, kafası da, hiç durmadan yere basıp yükselen küçük ayakları da rahatça seçiliyordu.

Bu hareket hiç kimsenin dikkatinden kaçmadı. Öküz sesi duyup kafasını çeviremezdi ama tesadüfen kafası o yöne dönük inekler sincabı süzdü. Yanından hızla geçtiği birkaç kertenkele ve çekirge arkasından bakakaldı. Karıncalar onu sevimli buluyordu ve kimisinin tek hayali onun kadar iri bir gövdeye sahip olmak, yerinden bir milim oynatamadıkları koca taşları tek başlarına kaldırmaktı.

Ağaçlardan birinde kanatlarını açıp kapatmakta olan bir doğan da sincabı fark etti. Doğan sincabın sevmediği bir hayvandı. Kendisini görmesini istemezdi. Aslında birbiriyle pek ilgisi yoktu bu ikisinin, ancak doğan aç olduğu zamanlarda sincap familyasıyla pek ilgili görünürdü.

Doğan kendini usulca aşağı bıraktı, kocaman kanatlarını açarak sincaba doğru süzüldü. Bugün aç mıydı?

Ağzını açmıştı ve hedefi tam olarak sincaptı.

Küçük bir gövdesi vardı sincabın, küçük de bir kalbi. Dakikada bilmem kaç kez çarpmaya başladı. Durdu sincap. Sağına soluna baktı. Bir an doğanla göz göze geldi. Biraz ilerisindeki taş yığını ilişti gözüne ve o yöne doğru koşmaya başladı. Ancak doğan oldukça yaklaşmıştı. Ağzını kapattı, pençelerini sonuna kadar açtı. Anlaşılan sincabı tutup yavrularına götürmekti amacı. Aralarında santimetreler kalmıştı ve kuyruğu havada sallanan hayvan bir anda yön değiştirdi. Doğanın birinci taarruzu başarısız oldu. Büyük kanatlarıyla havada bir tur attı, tekrar sincaba yöneldi.

Güneş yerinden hiç kımıldamamıştı. İneklerden biri kuyruğuyla sırtına vurdu. Bir şaplak duyuldu. Üç beş sinek havalandı. Serçelerden biri bağırdı, bütün serçeler havalandı. Doğa yavrularına yiyecek arayan bu kuşa ikinci bir şans vermemişti. Sincap taşlara ulaştı ve aralarında kayboldu. Doğanın mücadelesi buraya kadardı. Yere bile inmeden yükseldi, birkaç dakika sonra ufukta kayboldu.

Sincap heyecanlanmıştı. Sağına soluna bakmadan koştu. Dakikalarca koştu. Suyun yanına varana kadar hiç mola vermeden koştu.

Güneş uzakta dağların arkasından kaybolana kadar suyun yanında kaldı sincap. Bir düşündü, bir su içti. Yiyecek üç beş yemiş bulmuştu. Onları yedi. Suyun çevresindeki küçük ağaçlara tırmandı. Güneş iyice küçüldüğünde asfaltı izledi. Gürleyen canavarlarla birlikte şimdi bir de ışık vardı. Onlar yaklaştıkça önce kocaman bir sarı ışık yaklaşıyor, gürlemelerinin doruğa ulaştığı anda bir anda kayboluyor ve yerini tatlı, kırmızı bir ışık alıyordu. Geceleri böyle şeylerle meşgul olmayı hiç sevmeyen sincabın merak duygusu arttı. Ne de olsa doğan çoktan uzaklaşmıştı ve geri gelse bile bu karanlıkta ne görebilirdi?

Sincap kendine özgü hızlı hareketleriyle ağaçtan indi. Bir yudum daha su içti. Zıplayarak asfalta yöneldi.
< Prev   Next >
Duyuru
Hilmi Bulunmaz'ın yağlıboya tablolarını satınalabilirsiniz
Image






Satınalabileceğiniz tabloları görmek için tıklayın
Link
Image








OYUN
aylık tiyatro dergisi

www.tiyatroyun.com

Hilmi Bulunmaz'ın çıkardığı aylık tiyatro dergisinin web sitesini ziyaret etmek için tıklayın.
En çok okunanlar
Sitede kim var?
Şuan 29939 misafir çevrimiçi ve 1 üye çevrimiçi
  • gunay