|
Hilmi, Gönül, İnci ve diğerleri |
|
|
Salı, 28 Mart 2006 |
|
Oh be!.. Dünya varmış… Nihayet yavuz şair Hilmi, yetmişinci yaşına ulaştı. Pamuk gibi yumuşak ve lale gibi nazik bir hayatın son demlerini yaşıyor yavuz şair…
Laik kapitalist sanattan şeriatçı kapitalist sanata göç eden Hilmi Yavuz, her dizesini düzenin ilelebet muhafaza edilmesi için sağlam imgelerden kuruyor. Politik olandan habersiz olan yavuz şair, poetik olana fena halde kafayı takmasına karşın, kapitalist kafa yapısı gereği, halkın düşünsel gelişmesi adına hiçbir halta yaramıyor…
İşte bu yavuz şairimizin sözlerinin ancak şarkı sözü olabileceğini algılayan Gönül Paçacı ablamız, tutmuş şiir evreninde bir halta yaramayan dizeleri beste yapmış. İnci Çayırlı da icra etmiş. Nesnel şiir değerlendirici bir yargıç çıksa, yavuz şairin dizelerini “karşılıksız söz düzenlemekten” icraya verir. Ancak bizim gibi demokrasiyle yönetilmeyen faşist düşünsel düzlemin egemen olduğu bir ülkede icraya Gönül Paçacı veriyor ve İnci Çayırlı da bu icraya hayatiyet kazandırıyor…
Beykoz Belediyesi’nin düzenlediği gece yada akşam Cemal Reşit Rey konser salonunda gerçekleşiyor. Salonu dolduran insanlar ne yapıyor?.. Her zaman yaptıkları işi yapıyor. Hayatın figüranları olarak sıcak koltuklara yaslanıp, hiçbir şey düşünmeden mışıl mışıl uyuyorlar. Peki horlamaları duyulmuyor mu?.. Hayır duyulmuyor. Tek sesli tutsaklığın bukağısında adeta bir orkestra ritim aleti gibi algılanıyor ve “diğerleri”nden çıkan bu uyuma ritüeli tüm ülkeyi sımsıcak duygularla sarıp sarmalıyor…
|