|
Çarşamba, 29 Mart 2006 |
Hep ot hakkında yazı yazmak istemişimdir. Bugüne dek bir türlü elim varmadı. Bu durum beni uzun zamandır rahatsız ediyordu. Nihayet yazmaya başladım. Biraz olsun ferahladığımı söyleyebilirim…
Malumunuz ot, küçük bitki anlamına gelebilir. Yada en küçük bitki denebilir. Her neyse, ot önemli bir bitkidir. Canlıların oksijen alma gereksinimini karşılar. Piknik yapılacağı zaman üzerine sere serpe yatılabilir. Geviş getiren yada getirmeyen tüm otçul hayvanların müthiş yakın dostudur. Ot olmasa otçulluk diye bir şey söz konusu olamaz…
Ha, bir de “ot gibi adam” tanımlamasına dayanak olan sözcüktür. Aynı zamanda şiirsel bir tadı olan ot, aç kalan insanların da son çare olarak toplayıp, sıcak suyla pişirip yediği önemli bir cankurtarandır…
Sabri Kuşkonmaz adlı önemli yazarımızın “Çık Dışarı” adlı romanının kahramanlarından biri de ottur. Evet bildiğimiz ot. Gerçi şiirsel ve romantik bir tat versin diye yazarımız bu ota bir başka zamazingo adı takmıştır, ama yeniden kitaplığımızdan indirip bakma zahmetinde bulunamadığımızdan, biz kısaca “ot” deyip geçtik…
Ot, insanı birçok tehlikeden koruyabilme donanımına sahiptir. Örneğin faşizmin gemi azıya aldığı dönemlerde, size işkence yapılıp hangi takımı tuttuğunuz yada sağcı mı solcu mu olduğunuz sorulduğunda, hiç ikirciklenmeden “ben bir otum” diye yanıt verirseniz yırtarsınız. İşkenceden yırtarsınız, başka bir şeyden değil…
Ayrıca halkımızın dilinde bir söylem vardır: “bir gram ot bin ayıp örter”. Belki bu deyimi yanlış anımsamış olabilirim. Kim bilir şöyle de olabilir: “bir gram et bin ayıp örter”. Ancak et yiyebilen bir halka sahip olamadığımdan, mutlaka bu sözün “ot” olarak tedavülde olduğunu sandığımı bir kez daha yineleyeyim…
Evet, değerli okurlarım, siz siz olun ot denilen bitkiye gerekli önemi verin. Siz ona yada ota önem vermezseniz, o da yada ot da size önem vermeyebilir…
Bir de esrar sözcüğünü yasallaştırmak için yine ot sözcüğüne başvururlar. Doğrudur. Böyle bir şeyler duydum. Mutlaka siz de duymuşsunuzdur. Ancak siz yine de esrara esrar ve ota ot deyiverin. Ne çıkar canım. Alemin doğrucusu siz misiniz?..
Ot, ot, ot… Daha neler yazılabilir?.. Bilmem… Belki çok şey, belki hiçbir şey. En iyisi çayırlara gidip otlamaya başlamalıyım. Çayırlarda otlamayanlar Ankara’ya gidip, hiç de hak etmedikleri zamazingoları elde etmek için halkın otlağında ne var ne yok süpürüp, otlanmayı sürdürüverirler…
|