|
Hilmi Yavuz şiirin can çekişmesine çok üzülüyor |
|
|
Çarşamba, 12 Nisan 2006 |
Yarı resmi Zaman gazetesinin yavuz şairi Hilmi, şiirin öldüğüne katılmamakla birlikte, can çekiştiğine emin. Can çekişenin de çok kısa zaman sonra öleceğini bildiğimizden, aslında bir biçimde öldüğünü o da kabul ediyor…
Bu ölen yada can çekişen şiir hangisi?.. Tabii ki kendi şiirleri. Hilmi Yavuz ve benzerlerinin şiirleri. Hayattan ve sanattan umudunu kesmeyen insanların hiçbir yerleri ölmediği gibi, şiirleri de ölmüyor…
Yalınkat dünyalara sahip ve kuş sütü dahil her türden olanağa kavuşmuş “saray şairleri” yitirecekleri bir evren olduğundan, temkinli ve tutucu şiir yazıyorlar. Derinlikli dünyalara sahip ve kuşun simgelediği özgürlük tutkusundan başka umarı olmayan “halk şairleri” de öncü ve devrimci şiir yazıyorlar…
Özetle belirtmek gerekirse, dünyanın çürüyen “saray yanı” nedeniyle bu türden imgelerle bezenmiş şiir ölüyor ve dünyanın yenilenen “halk yanı” nedeniyle de devrimci tümel imgeyle örülmüş şiir ölmüyor yada can çekişmiyor…
Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerileme Dönemi simgesi Lale Devri, gerici iktidar tarafından parlatılarak “şairlere esin kaynağı” bağlamında sanallık oluşturarak dayatılırken, bir yandan da direnen halkın oluşturduğu devingen esin kaynağı, hemen her zaman olduğu gibi şiirin asal olarak iki damardan akmasına neden oluyor. Yada bir damar hızla kan pompalarken, diğer damar tıkanıklık nedeniyle kalp krizlerine neden oluyor…
Kendini her türden iktidarın eteğine yapışma edimine kaptırmış olan yavuz şair Hilmi, ister istemez işlevsel olarak kalp krizine neden olan damarda seyahat etmeyi sürdürüyor…
|