|
Çarşamba, 31 Mayıs 2006 |
Bir kül tablasının hayatını hep merak etmişimdir. Her türden malzemeden oluşturulabilen kül tablası, her nedense benim gözümde (illaki cam olmalı) gibi bir gerçeklikle varolabiliyor…
Bir kül tablası; tahta yada herhangi bir maddeden üretildiğinde, benim için onun kül tablası olamayacağı kanısı uyanıyor her nedense…
Yaşamım boyunca hiç sigara içmedim ve içmeyi (de) düşünmüyorum. Dolayısıyla kül tablasıyla çok yakın ilişki içerisine girmem söz konusu değil…
Camı sevmem, ister istemez camla ilgili her şeyi sevmeyi beraberinde getiriyor. Camdan olan yada camsı olan her şeyi müthiş seviyorum. Cam, bana bir yerde suyu ve suyla ilgili her şeyi anımsatıyor. Daha çok da denizi…
Bir cam kırıldığında, sanki deniz ikiye bölünmüş ve kumlar savrulmuş gibi geliyor. Havaya savrulan kumlardan cam oluştuğunu görüyorum adeta…
Her kum zerreciğinin birer cam olacağını düşünmem ve o camlardan da birer kap-kaçak oluşturulacağına emin olmam, sanırım beni yepyeni ufuklara sürüklüyor. İmgelemimin daha şiirsel bir düzleme yükselmesinin nedenlerinden biri de bu camdan üretilen kül tablaları sayesinde oluyor…
Sigaranın çirkef kokusu ve camın berraklığının dayanılmaz çekiciliği… Tam bir çelişki yumağı. Neresinden baksanız, sizi hülyalara sürükleyen bir devinim nedenselliği…
|