|
Çarşamba, 18 Ekim 2006 |
Bugün yazı yazmak istemiyordum. İçimden gelmiyordu. Yorgundum. En büyük yardımcım olan oğlum Rusya’da olduğundan, işlerin oluşturduğu yorgunluk, içime baygınlık vermişti…
Dün yazdığım dört buçuk yazı da bayağı yormuştu beni. Neyse ki bir yazım www.coskunbuktel.com adlı sitede yayımlanınca, çok mutlu olmuştum. Yine de bugün hiçbir şey yazmayı tasarlamıyordum. Daha yerinde bir deyişle tasarlayamıyordum…
Sabahın yedisinde işyerime geldim. İşyerini müşterilere ve konuklara hazır duruma getirdikten sonra, Internet’e girdim ve yarı resmi Zaman gazetesini okumaya başladım. Doğal olarak, ilk önce kültür sayfasına göz attım. Evet, yine Elif Şafak çıkıverdi karşıma. Dağınık saçları, dağınık düşünceleri, dağınık tümceleri... Yazmadan duramadım…
Ablamız, bacımız, ülkemizin insanlarını eleştirecek ya, yazısının ilk sözcüğü olarak “Türkiye’de”yi basıvermiş köşesine; “Türkiye’de yazar olup da apolitik olmak mümkün mü?”
Bence hem mümkün, hem mümkün değil. Eğer siz, halkın sorunlarıyla ilgilenmek istemiyorsanız, apolitik politikacı bile olabilirsiniz. Sorunlarla ilgilenmek istiyorsanız, yolları süpüren ve okuma-yazma bilmeyen bir çöpçü dahi olsanız apolitik olamazsınız. Bu tamamıyla niyetle ilgili bir durumdur…
İlk paragrafı irdeleyelim; “Türkiye’de edebiyatçı olmak, eğer ki kendini yazmaya adamışsan bir ömür boyu, ister istemez ‘kamusal’ ve ‘politik’ olmak demektir. Diyelim ki siz bir yazar olarak ne kamusal olmak istiyorsunuz ne de politik. Hatta asosyal birisiniz. Çekilmek istiyorsunuz kovuğunuza ve sadece ve sadece (bu sadece’lerin bolluğuna dikkat! HB) yazmak. Olsun varsın.” İnanın kek tarifi yapsa daha işlevsel tümceler kurar Elif kızımız. İmdi, ilk tümce içerisinden “Türkiye’de” sözcüğünü çıkararak yazalım; “Edebiyatçı olmak, eğer ki kendini yazmaya adamışsan bir ömür boyu, ister istemez ‘kamusal’ ve ‘politik’ olmak demektir.” Dilbilgisi ve kurgu yanlışlarını bir yana koyarsak, doğru bir tümce böyle kurulur…
İkinci tümceyi ele alalım; “Diyelim ki siz bir yazar olarak ne kamusal olmak istiyorsunuz ne de politik.” Her zaman verdiğim örneği sunacağım; yumurtasız omlet olmaz. Her şeye karşın, siz –yine de- kamusal ve politik olmak istemiyorsanız, öncelikle şeriatçı ve gerici, yarı resmi Zaman gazetesinde yazmayı ivedilikle bırakmanız gerekir…
“Hatta asosyal birisiniz.” Başkalarını bilmem ama, Elif kızımız hiç de asosyal yada bsosyal değil. Salt ülkemizde değil, Amerika’da da sosyal bir yaşamı var…
“Çekilmek istiyorsunuz kovuğunuza ve sadece ve sadece yazmak.” Bu “kovuk” sözcüğü pek insani çağrışımlar yapmıyor ama, neyse Elif kızımız “evrensel” düzeyde yazar olarak lanse edildiğine göre, vardır bir bildiği. Sanırım kızımız, yazın sanatında yeni bir akım geliştirmeye çabaladığından sözcükleri ikişer ikişer yazıyor; “…ve sadece ve sadece…” Bu akıma bir ad vermeyi uygun görmediğine göre, biz bir tanımlamada bulunalım; yankılı yaratıcı yazın yazanağı oluşturma yazgacının yüzgeci…
“Olsun varsın.” Olsun varsın…
Yazı yada yankılı yaratıcı yazın yazanağı oluşturma yazgacının yüzgeci, böyle akıp gidiyor. Elif kızımızın 301 tane gözyaşı gibi… Değişen hiçbir şey yok. Tıpkı patinaj yapan bir arabanın hırıltılı sesine benzer sesleniş ve ağlayışla.Kızımız apolitik görüşlerini, tam anlamıyla politik olan yarı resmi Zaman gazetesinde terennüm ediyor…
Fırsat bulmuşken, biz de görüşlerimizi ara yere sıkıştırıverelim. Yineliyoruz; yazar politiktir. Yazar, sosyalist olduğundan yada faşist olduğundan yazar olmuştur.Yazar olduktan sonra feminist yada varoluşçu olmuştur. Hangi nedenle olursa olsun, her insan gibi, yazar da politik davranmak zorundadır. Durumundadır. Tıpkı Elif kızımız gibi. Genlerine dek politik olmasına karşın, ayrımında olmadığından yada yalan söylediğinden apolitik olduğunu vurguluyor. Yumurtasız omlet olamayacağı gibi, apolitik yazar da olunamaz…
|