|
Salı, 31 Ekim 2006 |
|
Paraya önem vermeyen bir tiyatroyuz. Paranın iktidarına karşı savaşım veren bir tiyatroyuz. Çaresiz olduğumuz için tiyatro yapmıyoruz. İhtiyaçtan kaynaklı nedenlerle, elimizdeki düşünsel değerleri kelepir olarak piyasaya sunmak için tiyatro yapmıyoruz. Elimizden gelen tek toplumsal iş tiyatro değil…
İçimizden geldiği gibi değil, sosyalist anlayışın yönsemesiyle tiyatro yapıyoruz. Soyut anlamda “biz” olmak için değil, emeğin iktidarına yürüyen işçi sınıfının sosyalizme sıcak bakması için tiyatro yapıyoruz. Bireysel özgürlük için değil, toplumsal özgürlük için tiyatro yapıyoruz…
İnsanlar, bunları bilerek yanımıza gelsinler. Yöremizde konuşlansınlar. Bunun karşıtı bir düşünüşle yanımıza gelmesinler. Yöremizde konuşlanmasınlar!..
Bugün, beni üzen, çok üzen bir durumla karşılaştım; paraya değer vermediğimi bilen oyuncu adaylarından üç kişi, değer vermediğim bu lanet olası şeyle boğmak istediler beni. Her zaman olduğu gibi; oyunculuk çalışmalarına başlayanlara söylediğim ilk söz, parasal koşullarımızı anlatmak ve sittin sene bir daha bu lanet olası konuyu konuşmamaktır. Çok az olan katılım payını zamanında ödemeleri ilksel koşuldur. Ne var ki, ikide bir sevmediğim bu konuyla ilgili beni rahatsız etmek için, adeta sözleşmiş olan üç oyuncu adayı, yedi dereden su getirdikten sonra, dilersem bankamatikle çekecekleri parayla, geciken paralarını ödeyebileceklerini dile getirdiler ve çileden çıkmama neden oldular. Yaşamımda ilk kez, tiyatro ve para bir araya gelerek, müthiş sinirlenmeme neden oldular. Oysa Turizm ve Kültür Bakanlığı’na el açıp sadaka dilensem, beni paraya boğarlar. Oyuncu adaylarının verecekleri incir çekirdeğini doldurmayacak paraya gereksinimim olduğunu sanan cahil takımını tiyatrodan uzaklaştırmak üzereyim. Sinirlerim dayanmaz noktaya geldi…
Hiç olmazsa yeni geleceklere bir uyarı olur düşüncesiyle, sitemizin en yakışıklı vitrinine bu konuyu yerleştirerek, dikkat çekmek istedim…
|