|
Salı, 09 Ocak 2007 |
Çok uzun yıllardır Sultanahmet’te oturuyorum. Dünyanın başkenti gibi yüreğimde yer edinen Sultanahmet, sanki doğduğum günden bu yana, içinde yaşıyormuşum havasıyla beni sarmalıyor…
On yaşımdan bu yana yaşadığım Eminönü ilçesinin, en şirin yeri olan Sultanahmet, tahminen, her yıl on milyon turist tarafından “tavaf” ediliyor…
Çocuklarımın “çok dilli” olmasının ana kaynağı olan Sultanahmet, doğru kullanıldığında, çok önemli bir yerleşim olarak kendini koruyor…
Gerici ve kaba ulusalcı yöneticilerin ilgisizliği nedeniyle, tüm dünyanın malı olan Sultanahmet, ne yazık ki, son derecede mezbele görünümünde. Yüzeysel bir bakış açısıyla bakıldığında, büyük bir yanılsamaya neden olan, sanki “pırıl pırıl” bir görünüm içerisinde olan Sultanahmet, biraz dikkatlice gözlemlendiğinde, tüm zavallılığıyla kendini gösteriyor!..
Tarihsel Yarımada denilen yerin, en önemli semti olan Sultanahmet’te, Sultanahmet gazetesi adlı bir yayın, alçak gönüllü yaşamını sürdürüyor…
Eski Pazar Yeri caddesi olan Akbıyık’ta bulunan gazetenin binası, duyarlı insanlara, her zaman kapısını aralık tutuyor…
Üç kafadarın ısrarlı emek ve sermayeleriyle yaşamını sürdüren Sultanahmet gazetesi, o denli büyümüş ve gelişmiş ki, artık başka insanların da katkısını bekler hale gelmiş. Bir biçimde, kendini dünya vatandaşı olarak gören herkesin desteklemesi gereken gazete, doyurucu haber ve yorumlarıyla, yaşamımıza yeni boyutlar katarak varlığını sürdürüyor…
Rengarenk ve kuşe kağıda basılan bu gazete, özellikle köşe yazarlarıyla da değerli bir hizmet sunuyor…
Zaman zaman ziyaret ettiğim gazete, içindeki huzuru tüm dünyaya yaymak için büyük bir savaşım veriyor. Bu savaşıma ortak olmak zorundayız…
|